YAVUZ BÜLENT BAKİLER ŞİİRLERİ

Yazar: admin | 1 Ocak 2011 | Kategori: Tarih
Etiketler: , ,

Yavuz  Bülent Bakiler in en çok sevilen şiirlerinden bir kaçtanesini istek üzerine burada yayınlıyorum.

12 EYLÜL’E SİTEM

Kolum, kanadım diyordum.

Sevdalanıp gidiyordum

Yurdum diye seviyordum

Yurdum, felaketim oldu.

Türküm! dedim, Türk”ü sevdim

Öğünen bir koca devdim

Volkandım, alev-alevdim

Kor”dum… felaketim oldu.

Kimisi Rus, kimisi Çin…

Uşağıydı; dedim niçin?

Bayrağıma selam için

Durdum… felaketim oldu.

Vatan millet idi tasam

Çiğnenmişti ana-yasam

Vuracaklardı vurmasam

Vurdum… felaketim oldu.

Neyim varsa birer birer

Tutup çarmıha gerdiler

Bozkurt”uma ”it” dediler

Kurdum… felaketim oldu.

Bu ahlaksız dubaraya,

Tarih ”mim” koysun buraya

Eylül darbesini hayra

Yordum… felaketim oldu.

Gönlümün yiğit beğiydi

Gözlerimin bebeğiydi…

Ona da mı nazar değdi

Merdim… felaketim oldu.

Tarafsızlık diye diye

Şu en soysuz haramiye

Başımızı vermek niye

Sordum… felaketim oldu.

Ben değildim esip-tozan

Kanlı kuyuları kazan

Bütün tuzakları bozan

Zordum… felaketim oldu.

Kolum, kanadım diyordum.

Sevdalanıp gidiyordum

Yurdum diye seviyordum

Yurdum, felaketim oldu.

CEBECİ İSTASYONU VE SEN

Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü

İncecikten bir yağmur yağıyordu yollara

Yeni baştan yaşıyorduk kaderimizi

Sıcak bir kara sevda

Yüreğimizin başında bağdaş kurup oturmuştu;

Acımsı, buruk.

mühürlenmişti ağzımız bir sessizlik içinde

Sessizliği üstümüzden atamıyorduk

Bir saçak altında kararsız, yorgun

Saatlerce duruyorduk

Kimse görmüyordu bizi

Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü

Yeni baştan yaşıyorduk kaderimizi

Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü

Bir başka türlüydü bu insanlar

Sen bir başka türlüydün

Gözlerin yine öyle bir bilinmez renkteydi

Gözlerin gözlerimde erimekteydi

Bir mermer heykel gibi yanımda duruyordun

Beni bırakma diyordun

Meyhane sarhoşları gibi sırılsıklam

Bir yalnızlık duyuyorduk

Ağlıyordun, ağlıyordun…

Cebeci İstasyonunda bir tren

Nefes nefese soluyordu

Gerilmiş bir keman teli gibiydik

Ankara Kalesi”nde bir eski çalar saat

Bilmem kaça vuruyordu

Bir yağmur yağıyor inceden ince

İçimizdeki binbir düşünce

Harmanlar misali savruluyordu

Islanmış bir ceylan yavrusu gibi

Tiril tiril titriyordun

Gitsek gitsek diyordun.

Yüreğimin atışından deli gönlümce

Sırıl sıklam, paramparça, permeperişan

Türküler söylüyordum

Ağlıyordun, ağlıyordun…

Şimdi, şimdi seni düşünüyorum

Cebeci yollarında rüzgarlar esiyor, serin

Paramparça düşmüş gönül ufkuma

İki yıldız gibi gözlerin

Gel Ey ciğerime saplanan hançer

Gel ey yüreğime oturmuş kurşun

Göçmen kuşlar gibi çok uzaklardan

Gel artık

Ne olursun

GÖZLERİN İSTANBUL OLUYOR BİRDEN

Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik,

Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden.

Martılar konuyor omuzlarıma,

Gözlerin İstanbul oluyor birden.

Akşamlardan, gecelerden, senden uzağım

Şiirlerim rüzgardır uzak dağlardan esen

Durgun sular gibi azalacağım

Bir gün, birdenbire çıkıp gelmesen.

Şarkılarla geleceksin, duygulu, ince

Yalnız gözlerime bak diyeceksin.

Ellerim usulca ellerine değince

Kaybolup gideceksin

Bir elim seni çizecek bütün pencerelere

Bir elim seni silecek.

Kalbim: Ebemkuşağı; günde bin kere

Senin için yeni baştan can kesilecek.

Ne güzel seni bulmak bütün yüzlerde

Sonra seni kaybetmek hemen her yerde

Ne güzel bineceğim vapurları kaçırmak

Yapayalnız kalmak iskelelerde.

Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik,

Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden.

Martılar konuyor omuzlarıma,

Gözlerin İstanbul oluyor birden.

LALELİ – AKSARAY

Yine akşam, yine gurbet, yine başımda efkar

Ve yine içimde şarkılı sesin.

Gözlerimde çizgi çizgi duraklar

Duraklarda hayal- meyal senmisin?

Senmisin yanyana gezemediğim?

İnce sitemini sezemediğim

Sırrını bir türlü çözemediğim

İçimdeki çetin sual senmisin?

Bu nasıl yürekten söylenmiş makam?

Dinlediğim bütün türkülerde gam

Laleli-Aksaray arasında her akşam

Dinlediğim tatlı masal senmisin?

Ne derse aldırma şimdi artık el

Gel bir akşam yine türkülerle gel! ..

İstanbul seninle çok daha güzel

İstanbul”dan güzel hayal senmisin?

Biliyorum seni türküler yaktı,

Türkülü gözlerin ıslak ıslaktı.

Şimdi beni sokak sokak her akşam vakti

Dolaştıran ”Dişi kartal” senmisin?

Yine akşam, yine gurbet, yine başımda efkar

Ve yine içimde şarkılı sesin.

Gözlerimde çizgi çizgi duraklar

Duraklarda hayal meyal senmisin?

SİVAS’TA YOKSUL ÇOCUKLAR

Sivas’ta Ulu Camii avlusunda çocuklar

Yalvaran gözlerle etrafa baka baka

Açıyorlar küçük esmer avuçlarını:

-Emmilerim sadaka! Emmilerim sadaka!

Hükümet konağının yanında biri

Bir kemik kalmış bir deri…

”Boya cila yimbeş,boya cila yimbeş” diye ağlıyor

Ve daha fırça bile tutamıyor elleri.

Garipler Pazarı”nda körpe çocuklar

Yorgunluktan güzelim yüzleri al al…

Öldüren bir çığlık dudaklarında:

-Boş hamal!boş hamal!boş hamal!

Nane satan su satan yetim çocuklar

Şarkı söyleyemediler güneşe aya…

Biliyorum ne masal dinlemeye doydular

Ne oyun oynamaya…

Bezirci’de,Yüceyurt’ta Altıntabak’ta…

Çocuklar var incecik yüzleri nurdan

Ama toz toprak içinde elleri ayakları

Oyuncakları çamurdan…

Ve günahkar çocuklar,suçlu çocuklar

Mahkeme salonunda bakarım dizi dizi

Bu suç bizim suçumuz,bu günah bizim

Affedin bizi.

Gökteki yıldızlar kadar sayısız

Ah yurdumun kimsesiz ve yoksul çocukları

Anladım farkınız yok koparılmış başaktan!

Alın bu gözleri benden,alın bu yüreği artık

Utanıyorum yaşamaktan.

ŞAŞIRDIM KALDIM İŞTE

şaşırdım kaldım işte! …..

sözde senden kaçıyorum dolu dizgin atlarla

bazen sessiz sedasız ipekten kanatlarla

ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarlarla

karşıma çıkıyorsun en soğuk mimiklerle

adını yazıyorum bulduğum fırsatlarda

yüreğimin başına noktalarla, hatlarla

başbaşa kalıyorum sonunda hayallerle

sözde sana koşuyorum dolu dizgin atlarla

ne olur bir gün beni kapında olsun dinle

öldür bendeki beni sonra dirilt kendinle

çarpsan kara sevdayı en azından yüzbinle

nasıl bağlandığımı anlarsın kemendinle

kaç defa çıkıp geldim buralara inatla

ama her dafasında dönemedim seninle

hangi düğüm çözülür nazla, sitemle, kinle

ne olur bir gün beni kapında olsun dinle

şaşırdım kaldım işte bilmemki nemsin

bazan kızkardeşimsin bazan öpöz annemsin

sultanımsın susunca; eksilmeyen çilemsin

orada ufuk çizgim, burada yanım yöremsin

beni ruh gibi saran sonsuzluk dairemsin

çaresizim çaremsin,

şaşırdım kaldım işte bilmemki nemsim

TÜRKİYEM, ANAYURDUM, SEBEBİM, ÇAREM!

Ben, kağnılarla yaylılarla büyüdüm geldim

Çocuk yüreğimi yakan türküler dinleye dinleye.

Mahzun kağnılarla, nazlı yaylılarınla

Ve tozlu yollarınla sevdim seni Türkiye!

O tezek topladığım kırlar, yaylalar…

Başına oturduğum, yemek yediğim atandır.

Türkiye”m, anayurdum, sebebim, çarem…

Taşına toprağına vurgunluğum bundandır…

Akşam karanlığıyla başlardı kurbağalar

Susar gökyüzü kadar, dinlerdim biteviye.

Gecemi besteleyen cırcır böceklerinle.

Kurbağa seslerinle sevdim seni Türkiye!

Bir Peygamber sofrasıydı soframız:

Biraz tandır ekmeği, biraz çökelik…

Yoksulluğunla da bağlandım kaldım sana

Mecnunlar gibi üstelik.

Yağmurlar başlayınca, odalarımız damlardı

Dizlerini döve döve ağlardı anam.

Şimdi kırkikindiler boyunca sırılsıklam

Küçük kerpiç evlerin çıkmaz aklımdan!

Türkiye”m! Hasretim! Kınalı türküm! ..

İçiçe güzellik, uç uca kahır

Yüreğimi bin parçaya bölseler

Her parçası yine seni çağrışır

YAVUZ BÜLENT BAKİLER….

Yavuz Bülent Bakiler ile ilgili sitemizde çok sayıda yazı vardır. Arama yapabilir veya diger kategorilere göz  atabilirsiniz..

Yorum Yap

  • Kategoriler

msn aç Spartacus 3. Sezon Vengeance izle

Bildigim.com Sitemap - Tüm Hakları Saklıdır.