‘Genel’ Kategorisi için Arşiv

Victoria’s Secret Sevgililer Gunu 2012

Yazar: Admin 2 | 22 Ağustos 2013 | Kategori: Genel | Yorum Yok »
Etiketler: , , , ,







Kaynak: Victoria secret mankenlerinin resimleri

Victoria’s Secret Sevgililer Gunu 2012 videosu. Victoria Secret 2012 Sevgililer gunu videosu. Victoria’s Secret Happy Valentine’s Day 2012 videosu. Victoria Secret mankenlerinin her kutlama oncesi yaptiklari kisa kliplerden en sonuncusu sevgililer gunu icin olani seyirci karsisina cikti. Birbirinden cekici, guzel ve seksi haleriyle kamera karsisina gecen guzeller yine bastan cikartacak.

Devamını oku..

17 Ağustos 2013 Gazetesi oku

Yazar: Admin 2 | 17 Ağustos 2013 | Kategori: Genel | Yorum Yok »







Kaynak: 17 Ağustos 2013 Gazetesi oku

Akşam 17 Ağustos 2013 Gazetesi oku Birgün 17 Ağustos 2013 Gazetesi oku Bugün 17 Ağustos 2013 Gazetesi oku Cumhuriyet 17 Ağustos 2013 Gazetesi oku Dünya 17 Ağustos 2013 Gazetesi oku Fanatik 17 Ağustos 2013 Gazetesi oku Fotomaç 17 Ağustos 2013 Gazetesi oku EvrenselHaber 17 Ağustos 2013 Gazetesi oku Türk 17 Ağustos 2013 Gazetesi oku Hürriyet 17 Ağustos 2013 Gazetesi oku Milat 17 Ağustos 2013 Gazetesi oku Milli 17 Ağustos 2013 Gazetesi oku Milliyet 17 Ağustos 2013 Gazetesi oku Ortadoğu 17 Ağustos 2013 Gazetesi oku Önce Vatan 17 Ağustos 2013 Gazetesi oku Posta 17 Ağustos 2013 Gazetesi oku

Devamını oku..

Cem Şen ve Hasan “Sonsuz” Çeliktaş ile “Ruhun Kutsal Yolculuğu” Bali’de Başlıyor…

Yazar: admin | 22 Ocak 2013 | Kategori: Genel | Yorum Yok »







Bali’nin kadim tapınaklarından, Hindistan’da Budha’nın altında aydınlandığı ağaca; Çin’in ölümsüz üstatlarından, Güney Amerika’nın şamanlarına; yaşayan kadim uygarlıklardan, binlerce yıllık gelenekleri yaşatan şifacılara; ruhunuzun en derin noktalarından, hayatınızın hiç farketmediğiniz alanlarına uzanan bir “Kendini Tanıma Yolculuğu”na hazırlanın.Pek çok kitabın yazarı ve tanınmış bir Uzakdoğu öğretileri ustası Cem Şen’in eğitmenliğinde, derKi.com ve The Wise genel yayın yönetmeni Hasan “Sonsuz” Çeliktaş’ın eşliğinde ve 10 yılı aşkın bir süre Uzakdoğu’da yaşamış, hayatının büyük bir bölümünü egzotik ve gizemli destinasyonlarda geçirmiş olan Mural Uzel’in uzmanlığında spiritüel bir yolculuğa çıkıyoruz.“Ruhun Kutsal Yolculuğu” adını verdiğimiz bu seyahat serisinde sırasıyla önce Bali’ye, sonra Hindistan’a, sonrasında da Çin, TransSibirya-Moğolistan ve Güney Amerika’ya gideceğiz. Daha daha sonrası mı? Henüz biz de bilemiyoruz, bakalım Ruh bizleri nerelere yollayacak…“Ruhun Kutsal Yolculuğu”nun ilk durağı “Tanrıların Adası” Bali. Bali’ye “Tanrıların Adası” denmesinin en önemli sebebi, binlerce yıllık kadim enerjilerin, bu adada halen yaşayan bir kültür içinde varlığını hissettirmesi. Aynı zamanda belki de günümüzde yaşayan son Animist, tüm doğanın canlı olduğuna inanan toplum olması. Mısır’da görüp büyülendiğimiz Tanrılar ve tapınaklar, burada farklı ad ve biçimlerde karşımıza çıkıyorlar ve Mısır’ın aksine binlerce yıl önce terkedilmiş değiller, günlük yaşamın tam da içindeler; hem de tüm varlıklarını hissettirerek…Bali Yolculuğumuzun Planı22 Ekim 2012 Malezya Havayolları MH031 Istanbul Kuala Lumpur Kalkış 15:10 Varış 06:35 (*)23 Ekim 2012 Malezya Havayolları MH715 Kuala Lumpur Bali Kalkış 08:50 Varış 11:5023 Ekim Salı – 28 Ekim Pazar: Nusa Dua
Uçuş saatlerimizden görülebileceği üzere Bali’ye oldukça uzun bir uçak yolculuğundan sonra ulaşıyoruz. Ekvatoru geçip Güney Yarıküre’ye ineceğimiz bu uzun uçuşun ardından yolculuğumuzun ilk altı gününü üzerimizdeki jetlagi atmak ve Bali enerjisine uyumlanmak adına, son derece rahat ve keyifli bir program hazırladık. Eğer kadim zamanlara uyum sağlayacaksak, önce gevşemeyi ve keyif almayı unutmamamız gerektiğini aklımızdan çıkarmadık. Nusa Dua, Bali’nin eğlence hayatı daha hareketli bir bölgesi. Biz de bölgedeki misafirliğimize açılış partimizle başlıyacağız. Burada Grand Mirage Otel’de okyanus manzaralı odalarımızda kalıp, bir yandan üzerimizdeki yorgunluğu atarken bir yandan da Hint Okyanusu’na veya havuza girip serinleyeceğiz. Elbette bölgedeki ünlü Bali tapınaklarını ziyaret edeceğiz, akıl almaz güzellikteki Nusa Penida Adası’na tekne gezisi yapacağız, her güne yogayla başlayacağız ve bol bol eğleneceğiz.29 Ekim Pazartesi – 4 Kasım Cumartesi: Ubud
Nusa Dua’da dinlendik, enerjimizi Bali’ye uyumladık ve hem gevşeyip, hem de enerji dolduk. İşte şimdi çalışma zamanı! Dünyada spiritüel akımın yeni başkenti kabul edilen Ubud’a geçiyoruz ve bizleri burada rahipler eşliğinde değerli hocamız Cem Şen karşılıyor. Otelimiz Pertiwi Bisma Resort. Yolculuğumuzun bu ayağı tüm bölgedeki spiritüel dünya ile uyumumuzu sağlamak için Cem Şen’in liderliğinde Hindu rahiplerin düzenleyeceği açılış seramonisi ile başlıyor. Yolculuğumuzun Ubud ayağı neredeyse tamamiyle spiritüel çalışmalardan oluşuyor. Her güne Cem Şen’in yaptıracağı çalışmalarla ve yaşam enerjimizi geliştirmemizi öğreteceği eğitimlerle başlıyoruz. Günün programına göre yerel şifacılarla çalışıyor, masaj yaptırıyor, yöredeki gelişmiş yerel sanat merkezlerini geziyor, dünyaca ünlü raw food (çiğ besin) ustalarının hazırladığı tatları deniyor ve katılmak isteyen arkadaşlarımızla bölgenin en güçlü şamanının kapısını çalıp Cem Şen’in eşliğinde kabul edilmeyi deniyoruz. Ayrıca yeryüzünün en güçlü yaratıcı enerji noktalarından Kintamani Yanardağı’nı ve bölgedeki tapınakları da ziyaret ediyoruz. Buna ek olarak her gece Cem Şen ve Hasan “Sonsuz” Çeliktaş’la birlikte felsefi sohbetler yapıyoruz. Yolculuğumuzun sonlarına yaklaşırken, derin vadileri geçerek ulaştığımız dağlar arasındaki kadim bir tapınakta şifacılar ve rahipler eşliğinde özel arınma seramonisinden geçiyoruz. Son olarak, yine rahipler tarafından gerçekleştirilen kapanış seramonisi ile uğurlanıyoruz.04 Kasım MH852 Malezya Havayolları Bali Kuala Lumpur Kalkış 19:15 Varış 22:10
05 Kasım MH030 Malezya Havayolları Kuala Lumpur Istanbul Kalkış 00:30 Varış 06:00Yolculuk Fiyatı
İki Kişilik Odalarda Kişi Başı 2950€
Tek Kişilik Oda Farkı Farkı 950€
İki Kişilik Odalarda Extra Yatak 2650€Yolculuğa Kayıt Yaptırmak İçin:
Hasan “Sonsuz” Çeliktaş – sonsuz@derki.com / 0 535 827 96 31Fiyata Dahil Olan Hizmetler
• Malezya Havayolları ile uçuşlar ve Havaalanı Vergileri
• 7 Gece UBUD Pertiwi Bisma Resort konaklama (www.pertiwiresort.com) veya aynı yüksek kalitede benzeri bir otelde
• 6 Gece NUSA DUA Grand Mirage (www.grandmirage.com) veya aynı yüksek kalitede benzeri bir otelde konaklama
• Endonezya Vizesi
• Havaalanında VIP karşılama ve özel kontuarda vize işlemleri
• Tüm transferler
• Tüm Sabah Kahvaltıları
• Tüm Öğle Yemekleri
• 4 Özel Akşam Yemeği
• Cem Şen tarafından öğretilecek özel enerji ve felsefe çalışmaları
• Hoşgeldiniz partisi
• Hindu Rahiplerin ekibe özel yapacağı açılış seramonisi
• Tapınak ve Çevre Gezileri
• Kintamani Yanardağ Gezisi
• Nusa Pedina Adası Tekne Gezisi
• Yerel şifacılar ile çalışmalar
• Arınma seramonileri
• Özel masaj seansı
• Yoga ve Enerji Çalışmaları
• Rahipler ile yapılacak kapanış seramonisi
• Kapanış Partisi
• Tüm Transferler
• Seyahat Sigortası
• Yurt dışı çıkış puluFiyata Dahil Olmayan Hizmetler
• 9 gece akşam yemeği
• Şifacılarla, kişisel talebe göre, gezimiz dahilinde sunulan temel şifa çalışması haricinde yapılabilecek ekstra çalışmalar
• Bölgenin en güçlü şamanı ile tanışma ve talebe göre kendisi tarafından yapılacak özel güçlendirme (empowerment) ve inisiyasyon ayini.
• İçecekler
• Ekstra Masaj Seansları
• Kişisel Harcamalar* Bu yolculuk, TURSAB üyesi Cosmo m.i.c.e. ile birlikte düzenlenmiştir.Ayrıntılar: http://www.derki.com/ruhun-kutsal-yolculugu-bali

Devamını oku..

HAMİLEYKEN YEDİKLERİNİZ BEBEĞİN TÜM HAYATINI ETKİLİYOR

Yazar: admin | 22 Ocak 2013 | Kategori: Genel | Yorum Yok »







Uzmanlar, anne adaylarının hamilelik sırasında beslenmesinin, bebeklerinin DNA’sında önemli değişiklikler oluşturduğunu belirtiyor. Bebeklerinin uzun vadeli sağlık durumunda etkili olduğu için annelerin beslenme tavsiyelerini dikkatle izlemesi gerektiğinin altını çizen uzmanlar, genlerimizi değiştiremesek bile, yaşam tarzımızın genlerimizin nasıl işleyeceğini etkileyebildiğine dikkat çekiyor.Genlerin kendilerinde değişiklik olmadan, fonksiyonlarını değiştirebilen kalıtımsal değişimlerden söz eden uzmanlar, genin değişmediğini yaptığımız bazı şeylerin, örneğin yaşam tarzımızın, genin nasıl fonksiyon yapacağını etkileyebildiğini ve bunların da kalıtımsal olabildiğini söylüyor.Epigenetik, bebeğin anne karnındaki çevresel ortamının dünyaya geldikten sonraki sağlığına etkisi olarak tanımlanabilir. Anne karnında iken, annenin aldığı besinler ve algıladığı sesler gibi diğer etkenler bebeğin hayatında Alzheimer, kalp, şeker, infertilite gibi hastalılıklara sebep olabiliyor. Hamileyken yetersiz düzeyde karbonhidrat tüketmek, bebeğin genlerinde bazı unsurların değişmesine yol açıyor.Bu değişikliklerin görüldüğü bebekler, yaşamlarının ileriki aşamalarında daha çok kilo alıyor. Yani anne adayı yetersiz karbonhidratlı bir beslenmeye geçerse, çocuğunun kilo alma riskini artırıyor. Anne karnındayken çocuk yetersiz beslenirse, çocuk ileride şişmanlık, şeker hastalığı gibi risklerle karşılaşabiliyor.Anne baba adayları için D vitamini, iyot, Omega 3, B12 vitamini, folik asit, A vitamini ve demir eksikliklerinin giderilmesi büyük önem taşıyor.Yanlış beslenme, ağır metaller, kimyasal ve biyolojik toksinlere maruz kalan anne karnında bebeğin, doğduktan sonra erişkin dönemde bu olumsuz çevresel koşullardan etkilenerek yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kalp damar hastalığı gibi sorunların yanında zeka geriliği, otizm ve davranış bozukluğu gibi sorunlar yaşamasına da yol açabiliyor.Çevresel kimyasal kirleticilerden PCB poliklorine bifeniller, dioksinler, kurşun, civa, bisfenol A ve perstisitler gibi endokrin bozucular çocuklarda işitme ve konuşma bozukluklarına, eğitimde başarısızlığın yanında gebelik sırasında benzer durumlara maruz kalındığında ise ileriki yıllarda bebeğin üreme sorunlarıyla karşılaşma olasılığını arttırmaktadır.Anne hamile iken çok kırmızı et tüketirse, bebek erkek ise, bu gelecekte sperm sayısını olumsuz yönde etkileyebiliyor.Bu nedenle uzmanlar kadınların, özellikle hamile kadınların beslenme ve yaşam tarzları konusunda daha çok bilinçlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Bebekler anne karnında 30. hafta itibariyle duymaya başlıyor. Anne 30. haftadan sonra klasik müzik dinlerken eğer rahatsız oluyorsa, bebek doğduktan sonra klasik müzik duyduğunda huysuzlandığı gözlemleniyor.Uzmanların teorisine göre, anne karnında gelişimini sürdüren bebek, dünyaya geldiğinde karşılaşacağı ortama hazırlıklı olmaya çalışıyor ve DNA’sında buna göre değişiklikler oluyor. Karbonhidratı yetersiz bir ortamda gelişen bebek, yeterli besin olmadığı varsayımıyla vücudunu depolamaya programlıyor. Daha önce hayvanlarda yapılan çalışmalarda da beslenmenin gen işlevlerinde değişiklik yaratabildiği belirlenmişti. Buna, Epigenetik değişim deniyor. Bu alana eğilen uzmanlar ise çevre ile genlerin nasıl bir etkileşim içinde olduğunu anlamaya çalışıyor.Uzmanlar bu araştırmaların, Epigenetik değişimlerin kısmen de olsa yaşamın ilk dönemleri ile daha sonraki hastalıklar arasında bağlantı oluşturduğuna ilişkin önemli kanıtlar sunduğunu söylerken, bunun kadınların gelecek nesillerin sağlığını iyileştirebilmek için beslenme konusunda daha fazla desteğe ihtiyacı olduğunu gösterdiği görüşünde.

Devamını oku..

SONBAHARDA TIRNAKLAR

Yazar: admin | 22 Ocak 2013 | Kategori: Genel | Yorum Yok »







Önce tırnaklardan başlar herşey öyle değil mi ?
Kadınların ve erkeklerin en çok sevdiği şeydir eller… Eller ve tırnaklar… İlk adımdır tanımak için. Sizi ve karakterinizi anlatan, kim olduğunuzu ilk adımda karşı tarafa anlatan bölgedir eller. Erkeklerde bakım ve jestlerle yapar bunu ama kadınların en derin yardımcısı tırnaklardır. Bakımlı bir eli ‘daha’ güzel yapmanın da tek yoludur vesselam.Yani manikürden değil… onun kıyafeti ‘oje’ dünyasından bahsediyorum bu yazıda.
Tabii ki bu kadar önemli bir noktada durunca da trend belirleme konusunda da öncü olabiliyor tırnaklar…
İşte bazı sonbahar renkleri de tıpkı kıyafetlerimizde, aksesuarlarımızda, şapkalarımızda ve rujlarımızda, hatta saçlarımızda olduğu gibi ojelerde de kilit noktada bulunuyor bu sene.
Hoş sohbet bir çay saati için muhteşem ‘doğallıklar’, lila renkleri, kırık beyazlar yani tırnaklardaki klasik masumiyetler bu sene oldukça yaygın. Ya da kendinizi daha dişi göstermek istiyorsanız ‘bordo’ ve tonlarını kullanmak da bir yöntem olabilir. Her zaman masum olmak kim ister öyle değil mi ?Belki de marjinalliğe kaçıp, daha iddialı olmak için bir partide ‘krom’ renkleri ‘altın ve gümüş’ dokuları kullanmak da bir yol olabilir sizin için. Daha yaratıcı birşeyler istiyor ve sade kıyafetinize tatlılık katmak istiyorsanız ‘retro’ tarzı desenleri kullanmaktan hiç çekinmeyin. Siyah üzerine beyaz çizgiler çekin, kırmızı üzerine sarı noktalar koyun, mavi üzerine beyaz daireler oluşturun… tüm nostaljik geçmişi tırnaklarınıza taşıyın.
Sonbahar tüm farklı tarzları, geniş önerileri ve birbirinden farklı kadın karakterlerini yönlendiren düzenleriyle bomba gibi gelirken, Sizler de tırnaklarınızdan başlayın yağmurlu günleri beklemeye.Sonra itiraf edebilirsiniz ‘bu tırnaklar hiç bu kadar güzel olmamıştı.Zümrüt Tanrıöven 

Devamını oku..

KÜRTAJ HAKKI KADINLARIN YAŞAM HAKKIDIR

Yazar: admin | 22 Ocak 2013 | Kategori: Genel | Yorum Yok »







Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Kürtaj cinayettir, sezaryene karşıyım” açıklamaları kadın örgütlerinden tepki toplamaya devam ediyor. Türk Tabipleri Birliği Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu da konuyla ilgili bir basın açıklaması yaparak kürtaj hakkının kadınların yaşam hakkı olduğunu savundu.Türk Tabipleri Birliği (TTB) Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu kürtaj ve sezaryenle ilgili tartışmalara bir basın açıklamasıyla yanıt verdi. Açıklamada kadınların devlete değil, kendilerine ait olduğu vurgulandı.Açıklamada şu görüşlere yer verildi:“AKP’nin kadın düşmanlığı politikalarının son göstergesi, kürtaj hakkının budanması girişimi olarak somutlandı.Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Nüfus ve Kalkınma Konferansı Eylem Programı’nın uygulanmasına ilişkin 2012 Uluslararası Parlamenterler Konferansı kapanış oturumunda yaptığı konuşmada “Sezaryenle doğuma karşıyım. Kürtajı bir cinayet olarak görüyorum” dedi. Bununla da yetinmeyerek, “Sezeryan ve kürtaja karşıyım. Bunu söylediğimde bana karşı çıkan basın mensupları, yatıyorsunuz kalkıyorsunuz Uludere diyorsunuz! Ben de diyorum ki, her kürtaj bir Uludere’dir!” diye buyurdu.Kadınların kaç çocuk doğuracaklarını, nasıl doğuracaklarını belirlemeye kadar varmış olan baskılar, kadın mücadelesinin tüm kazanımlarına uzanacak gibi görünmektedir. Bu açıklama; “en az üç çocuk doğurun, o da yetmez beş çocuk” çağrısıyla kadınları eve kapatmaya yönelik dayatmanın, gerekirse kürtaj yasağı ile ve zor yoluyla uygulanmak istediğinin de göstergesidir.Failleri hala bulunmamış olan Uludere ile kürtaj arasında benzerlik kurulması, hem Uludere’de yakınlarını kaybetmiş olanların üzüntüsüne aldırmamak, hem de hedef saptırmak anlamını taşımaktadır. Bu iki durum arasında fark görememek mümkün değildir.Kadınlarla erkeklerin eşit olmadığına inanan, bunu her fırsatta dile getiren iktidarın amacı, kadınları aile içinde ikincil konuma hapsetmek, sermayeye ucuz, güvencesiz işgücü oluşturmak, boğaz tokluğuna çalışacak binlerce işsiz yaratmaktır. Gereğinde savaşa sürülecek askerler olarak hazırlanacak işsizler ordusunun iyi bir eğitim sistemine ihtiyacı olmayacağı, eğitim sistemindeki değişikliklerle ortaya konmuştur.Tüm dünyada nüfus politikaları ataerkil kapitalist sistemin ihtiyaçlarına uygun biçimde kadın bedenleri üzerinden, kadın cinselliği ve doğurganlığı denetlenerek sürdürülür. Tarih boyunca erkek egemenliğinin tahakküm nesnesi kadın bedeni olmuştur. Kadınların doğurganlıklarını kontrol altına almak, ailede her zaman cinsiyetçi iş bölümü, hiyerarşi ve baskıyı gerekli kılmıştır. Kadınların ev içinde harcadıkları karşılıksız emek, hem erkek egemenliği, hem sermaye açısından gerekli olduğu kadar, doğurganlıklarının kontrolü de nüfus politikalarının vazgeçilmez aracıdır. Nüfusu azaltma veya arttırma politikaları kürtajın yasal olması ya da kısıtlanması politikalarıyla paralellik taşımaktadır.Uluslararası hukukta tanınmış tüm haklar, kişinin tam ve sağlıklı olarak dünyaya gelmesi ile başlar. Kadınların kendi varlıklarını koruma ve özgürce sürdürme hakkı, potansiyel (henüz oluşmamış) haklara göre daha üstündür.Kürtaj hakkı; kadınların kendi bedenleri ve doğurganlıkları üzerinde söz sahibi olmasının ayrılmaz bir parçasıdır.Gebelikte ve doğumda bedensel riskleri üstlenenler, doğumla birlikte hayatları sonsuza dek değişecek olan kadınlardır. Hamileliğin bedenlerinde sürmesi bir yana, çocuk bakımı da cinsiyetçi iş bölümü gereği karşılıksız bir görev olarak kadınlara verilmiş durumdadır.Sağlıkta Dönüşüm Programı ile sağlığın bir hak olmaktan çıkarılıp ücret karşılığı elde edildiği, bireysel bir sorumluluğa dönüştürüldüğü ülkemizde, kadınların sağlık, iş, barınma güvencelerinin yetersizliğini görmezden gelerek kürtaj hakkına kısıtlama getirilmesi hem kadınların, hem bebeğin sağlığını ve geleceğini ataerkil kapitalizmin çıkarları için feda etmek demektir.Sağlıkta Dönüşüm Programı ile yapılan düzenlemeler, kadınların gebeliği önleme hizmetlerine ulaşmasını ve kürtaj hakkından yararlanmasını güçleştirmektedir. Daha önce bu hizmetlerin verildiği AÇSAP (Aile ve Çocuk Sağlığı Poliklinikleri) ve TSM (Toplum Sağlığı Merkezleri) sayıca azaltılmıştır. Sağlığın ticarileştirilmesi sonucu hastanelerdeki aile planlaması hizmetleri ücretli hale getirilmiştir. Birçok devlet hastanesi ve hatta özel hastanede “isteğe bağlı kürtaj” yasal olduğu halde yapılmamaktadır.Kürtajın yasal süresi, pek çok ülkede 12 hafta iken Türkiye’de 10 haftadır. Ne var ki, sağlık kuruluşları fiili olarak kürtajı sekiz haftaya kadar yapmakta ve yasal hak açıkça devletin sağlık hizmetleri kanalı ile ihlal edilmektedir. Uzun süredir fiilen yürürlükte olan kürtaj hakkı gaspının, önümüzdeki süreçte bir yasaklamaya dönüşmesinden endişe duymaktayız.Sezaryen ise bir doğum yöntemidir. Doğumun ne yolla yapılacağı annenin ve çocuğun sağlığı göz önünde tutularak planlanır. Bu konuda devletin müdahalesi abesle iştigaldir. Başbakanın değerlendirmesi ise bilimsel olmaktan uzaktır.Bugün dünyada her yıl yaklaşık 46 milyon kürtaj yapıldığı, bunun yarısının yasal olamayan kürtajlar olduğunu, bunların üçte ikisinin ise uygun olmayan koşullarda yapıldığını biliyoruz. Gebeliğe bağlı ölüm oranlarında güvensiz koşullarda yapılan kürtajın etkisi ilk sıradadır.Suç olan kürtaj değil, kadınların hayatlarını riske atacak tehlikelere zorlamaktır.Kürtaja sınırlama getirmek, erkek egemenliğinin, AKP’nin muhafazakar politikaları yoluyla ev içinde kadın emeği üzerindeki baskıları arttıracağını, kadınların emeklerine el konmasının yanında, bedenlerine de el konarak kadın düşmanlığını katmerlendireceğini göstermektedir.Kürtaj hakkı erkeğin /devletin kadın bedeni üzerindeki vesayetinin kaldırılması hakkıdır.Doğum kontrol yöntemleri pahalıdır, ucuz yöntemler ise, kadınların sağlık hakkını ve yaşama hakkını riske atmaktadır. Bu nedenle, daha yüksek standartlarda doğum kontrol yöntemlerine tüm kadınların ücretsiz ve kolay erişimi sağlanmalıdır.Kürtajın yasal bir hak, bir seçim özgürlüğü olarak savunulması kadar, sosyal bir hak olarak savunulması da yaşamsaldır. Çünkü kadınlar için özgür, ücretsiz, ulaşılabilir, yasal bir kürtaj hakkı aynı zamanda yaşam hakkıdır. Kadınlar devlete değil, kendilerine aittir!”Kaynak: Uçan Süpürge Haber Merkezihttp://www.ucansupurge.org
28 Mayıs 2012

Devamını oku..

HAMİLELİKTE YAŞANAN DEĞİŞİMLER

Yazar: admin | 22 Ocak 2013 | Kategori: Genel | Yorum Yok »







Hamilelik belirtilerinden başlayarak, 9 aylık hamilelik dönemi boyunca anne adayının vücudunda birçok değişiklik yaşanmaktadır. Yaşanacak değişiklikleri önceden bilmek anne adaylarını rahatlatır. Hamilelik boyunca yaşanan 8 önemli değişiklik… 1- Adet Gecikmesi
Düzenli adet gören ve düzenli cinsel ilişkisi olan bir kadının adet gecikmesi olduğunda bunu gebeliğin ilk belirtisi olarak düşünmek gerekir. Gebelik olmasına rağmen, ilk 2-3 ay “üstüne görme” tabir edilen adet kanaması nadiren yaşanabilir. Fakat bu kanama her zaman normal adet kanamasından daha az miktarda ve daha kısa süreli olur.2- Hormonal Değişim
Gebeliğin ilk aylarındaki hormonal değişimlerle birlikte vücutta sıvı tutulumuna bağlı ödem gerginlik, karında şişlik, kilo artışı, bulantı, kusma görülebilir. Yeme alışkanlıklarının gözden geçirilmesi, tuzun azaltılması, hareketliliğin arttırılması ile bu değişimler sıkıntı oluşturmayacak boyuta getirilebilir. Bulantıları az az sık sık yağsız daha çok katı gıdalar yiyerek kontrol altına almak çoğu kez mümkündür.3- Kansızlıkla Birlikte Uyku İsteği Artıyor
Gebelikle beraber kanın sulanmasına bağlı kansızlık tablosu oluşabilir. Bu dönemde yorgunluk hissi ve uykuya meyil atar. Anne adayının, bebek doğduktan sonra olabilecek uykusuzlukları düşünerek bu dönemde bolca uyumasında hiçbir sakınca olmaz.4- Göğüslerde Hassasiyet Yaşanması Normal
İlk üç ayda görülen değişimlerden biri de göğüslerde gerginlik, hassasiyet ve büyümedir. Destekli sutyen kullanarak ve de bu değişimleri anne olmak adına kabul ederek sıkıntı hissedilmez.5- Psikolojik Değişimler Her Annede Farklı Yaşanıyor
Gebelikte değişen hormonal düzenle birlikte anne olmaya bilinçaltının bakış açısı, zihinsel düzeyde gebelik ve annelik hatta doğum algıları anneyi psikolojik olarak negatif veya pozitif yönde etkileyebilir.6- Sağlıklı Uyku İçin Huzurlu Bir Hamilelik
Bilinçaltında hamilelik sürecine, kadınlığa, anneliğe ait negatif şartlanmalar, kadın olmayla ilgili sıkıntılar varsa gebelik boyunca bulantı, kusma, çeşitli ağrılar, sinirlilik, huzursuzluk, alınganlık, ağlama nöbetleri, yakın çevre ile iletişim sorunları, uyku bozuklukları sıklıkla yaşanmaktadır. Zihinsel sıkıntıların bedene yansıması olarak yaşanan bu şikâyetler zihinsel iyileşme teknikleri ile kontrol altına alınabilir.7- Bel Ağrıları Yaşamamak İçin Kiloya Dikkat
Genellikle 5. aydan itibaren iştahtaki artma kontrol edilmezse hızlı kilo alma ve buna bağlı şeker hastalığı, yüksek tansiyon riski ortaya çıkar. Diyetin düzenlenmesi, gebelikte yapılabilecek egzersizlerin devreye sokulması kilo kontrolü ile beraber ilerleyen aylarda ortaya çıkan bel ve kasık ağrılarını ortadan kaldırır.8- Son Ayları Rahat Geçirmek İçin Doğum Korkusu Kontrol Edilmeli
Son aylarda özellikle şehir annelerindeki en büyük sıkıntı doğumla ilgili kaygı ve korkulardan kaynaklanır. Buna bağlı olarak uyku bozuklukları, mide, bağırsak sistemi şikâyetleri ortaya çıkar. Bu dönemi huzurlu geçirip doğumu keyifle yaşayabilmek adına anne doğumun ne olup ne olmadığı konusunda bilinçlenmeli geçmişten getirdiği doğum korkularını zihinsel iyileşme teknikleri ile akıtmalıdır. Doğum ağrılarının öğrenilmiş ağrılar olduğu bilinciyle, anne keyifli ve ağrısız bir doğuma hazırlanmalıdır.

Devamını oku..

HAMİLELİKTE EGZERSİZ

Yazar: admin | 22 Ocak 2013 | Kategori: Genel | Yorum Yok »







Şüphesiz ki hamilelik süreci bir kadının hayatında geçirdiği en kutsal zamandır. Rahminde bir canın misafirliğine ev sahipliği yapan kadının bedeni ve ruhu kutsanmıştır. İncil’de geçen “Beden Ruhun Tapınağıdır” sözünden örnek alacak olursak, bedenimize ne kadar iyi davranıyorsak, gelen misafiri o kadar rahat ettirmiş oluruz. Hamilelik döneminde beden sağlığına dikkat etmemiz aynı zamanda doğacak bebeğimize duyduğumuz saygının göstergesidir. 
Hamilelikte bedenin geçirdiği değişimlere bağlı olarak düzgün bir diyet programı uygulamak kuşkusuz önemlidir. Daha az çalışmak, daha çok dinlenmek ve uzun, yorucu işlerden uzak durmak… Fakat bilinçli egzersizler yaparak hamilelik ve doğum sürecimizi daha sağlıklı hale getiremez miyiz?Her kadın hamilelik sürecini farklı geçirir. Bilinenin aksine hamilelik büyük ağrılar, acılar, sıkıntı ve depresyonlarla geçmek zorunda değildir. Öncelikle bu tarz koşullanmaların bedenimize daha fazla stres yüklediğini göz önünde bulundurmalıyız. Hamilelik aynı zamanda tadını çıkartabileceğimiz bir zaman olmalıdır. Hamilelikte mutluluğuu arttırmak, beden sağlığını korumak için yapabilecek pek çok şey var.
Öncelikle her zaman yatar pozisyondan kalkarken mutlaka yan dönerek kalkmayı alışkanlık edinin. Böylece belimiz zorlanmamış olur. Yan yatar pozisyondayken bacakların arasında bir yastık bulundurmak her zaman için rahatlatıcıdır. Pelvis-Taban kaslarını çalıştıran egzersizler doğum sürecinde de büyük fayda sağlayacaktır.Omurgaya binen yükün artmasıyla birlikte özellikle sırt kaslarımız her zamankinden fazla zorlandığı için çoğu kadında ilerleyen aylarda bel ağrısı şikayetleri oluşur. Ayrıca dolaşım sorunları, ödem, siyatik ağrıları da hamilelik döneminde karşılaşılan problemlerden bazılarıdır. Bu nedenle –mutlaka doktorunuza danışarak- hafif egzersiz programları uygulamak hamilelikte bedeninizin geçirdiği değişimlere uyum sağlamanızı kolaylaştıracaktır. Her gün yapacağınız hafif tempolu yürüyüşler özellikle bacaklardaki dolaşım bozukluklarını azaltır.

Devamını oku..

DOĞUM SONRASI BİLİNMESİ GEREKENLER

Yazar: admin | 22 Ocak 2013 | Kategori: Genel | Yorum Yok »







Bebek sahibi olma fikri anneler ve babalar için çok önemli bir karardır. Olumlu veya olumsuz bir karara varılırken pek çok konunun dikkatli bir şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir. Özellikle ekonomik koşulların uygun olması, yoğun iş temposunda ailenin yeni ferdine ihtiyaç duyduğu bakımın verilebilmesi ve duygusal gelişimi adına yeterli ilginin gösterilmesi gerektiği unutulmamalıdır. Bu ve benzeri pek çok önemli konu üzerinde düşünülüp tartışıldıktan sonra, anne-baba bebek sahibi olmaya hazır olduklarını hissediyorsa ve önlerinde herhangi bir fiziksel engel de yoksa, her iki tarafa da büyük sorumlulukların düştüğü doğum süreci başlar. Anne doğuma kadar bebeği ve kendi sağlığı için doktorunun gözetiminde gereken önlemleri alıp uygularken, baba da her aşamada onun yanında olarak eşine destek vermelidir. Uzun ve sancılı doğum sürecinin ardından bebeğin dünyaya gelmesi ailede bir yandan büyük bir mutluluğa sebep olurken, diğer yandan anne ve bebek açısından sorularla dolu yepyeni bir dönemin başlangıcıdır.  Bu dönemde de annenin en büyük destekçisi hiç şüphesiz babadır. Anneler bebeklerini büyütürken bir uzmanın yardımını almaktan çekinmemelidir. Bebeğin beslenmesinden, hijyene her türlü konuda akılda kalan sorulara doğru yanıtları almanın en iyi yolu budur.Unutulmamalıdır ki anne ve babanın hayatında, alışkanlıklarında büyük değişikliklere neden olan bu süreç, çocuğun ileriki yaşantısının nasıl olacağı konusunda belirleyici bir faktördür.Doğum ve doğum sonrası süreçte annelerin sıklıkla karşı karşıya kaldığı çeşitli sorular.Bebeğim süt ememiyor (erken doğan bir bebek). Ne yapmalıyım?Cevap: Bebek erken doğduğu için güçsüz olabilir. Bu yüzden anne sütüne daha fazla ihtiyacı vardır. Anne sütü göğüsten sağılır ve bebeğe biberonla veya kaşıkla verilir.Emzirme göğüslerimi bozar mı?Cevap: Kesin bir sonuca varmak güçtür. Bazı doktorlara göre, göğüsleri bozan emzirmeden çok hamileliktir. Hamilelik döneminde dengeli beslenerek, 3. ayından itibaren ve doğum sonrasında göğüs kremleri kullanarak bozulması önlenir. Böylece çatlaklar engellenmiş olur.Bebeğimi emzirmeden önce göğüs temizliğini nasıl sağlayabilirim, göğüs ucu bakımını nasıl yapabilirim?Cevap: Göğüs ucu temizleme pedleri kullanabilirsiniz.Emzirme döneminde meme uçlarındaki ağrıyı nasıl azaltabilirim bu ürünlerin bebeğime zararı olur mu?Cevap: Acıyı azaltmaya yardımcı ürünler kullanabilirsiniz.Gebelik lekelerini nasıl engelleyebilirim?Cevap: Gebelik döneminde salgılanan hormonlar nedeni ile cildinizin bazı bölgelerinde kahverengi lekeler olabilir. Bu lekeler güneş ışıklarından kaçınarak engellenebilinir. Bu nedenle anne adayları yaz aylarında güneşte fazla kalmamalı ve yüksek faktörlü güneş koruma ürünü kullanmalıdırlar.Bebeklerde oluşan konak için ne yapabilirim?Cevap: Bebeğin başında konak oluşabilir. Bu özellikle yeni doğan bebeklerde görülür. Eczanelerde özel konak şampuanları vardır.Bu ürünleri kullanabilirsiniz.Bebeğimde son zamanlarda uykusuzluk problemi var, ne kullanabilirim?Cevap: Rahatlatıcı banyo yağını yıkama suyuna katıp uygulayabilirsiniz. Tatlı portakalın rahatlatıcı ve sakinleştirici, yaban mersininin gevşetici, yeşil mandalinanın da yatıştırıcı etkisi vardır.Yeni doğan bebeğimin hijyeni ve pişik sorunu için ne kullanabilirim?Cevap: Yeni doğan bebeklerin alt temizliği için ıslak mendiller vardır. İçinde özel bitkisel yağlar bulunan ürünler, bebeğin cildini tahriş etmeden mükemmel bir şekilde nemli tutar. Pişik sorunu varsa iyice temizlendikten sonra pişik kremi ile tedavi edebilirsiniz.Kız çocuğunun saçları uzun ve duştan sonra çok dolaşıyor. Acaba ne kullanabilirim?Cevap: Organik bitkiler içeren ürünler, saçın daha rahat taranmasını sağlar, pırıl pırıl bir görünüm verir.Mamanın su yerine sütle hazırlanması daha besleyici olmaz mı?Cevap: Mamalar kesinlikle sütle hazırlanmamalıdır. Mama zaten süt formüllüdür. Bu çok yanlış olur.Rezene çayı nasıl bir çaydır? Faydaları nelerdir?Cevap: Rezene çayı gaz sancısı ve karın ağrısına iyi gelen, bebeği rahatlatan doğal bir bitki çayıdır.Bebek, mamasını almak istemiyor. şeker veya başka bir tatlandırıcı ile tatlandırabilir miyim?Cevap: Mamalar (özellikle 0-4 ay arası kullanılanlar) çay şekeri (sakkaroz) içermemelidir. Çünkü anne sütü sakkaroz içermez. Çocuk bu sefer de anne sütünü istemeyebilir.Nikotin ve ilaçlar anne sütüne geçer mi? Çay ve kahve ne kadar tüketebilirim?Cevap: İlaç kullanımını mutlaka doktorunuza danışmalısınız. Ayrıca nikotin de anne sütüne geçer. Çay kahve türü içecekler günde 1 fincandan fazla tüketilmemelidir.Hamilelik durumunda sivilcelerimden nasıl kurtulabilirim?Cevap: Hamilelik sırasında artan bazı hormonlara bağlı olarak sivilcelerde artış, ciltte yağlanma ve kıllanma görülebilir. Hamilelik sırasında sivilcelerin tedavisi hamile olmayanlara göre farklılık gösterir. Cildin temizlik ve bakımı yapılmalıdır. Özellikle ağızdan alınan bir takım ilaçların (tetrasiklin, isotretiotin, retinoid gibi) bebek üzerinde olumsuz etkisi (sakatlık gibi) vardır ve kesinlikle kullanılmamalıdır. Bu dönemde tavsiye edilen ilaç veya kremleri mutlaka doktorunuza danışarak kullanın.Elbette söz konusu olan bebek bakımı ve sağlığı olduğunda cevap aranan sorular bunlarla bitmiyor. Bebeğin nasıl tutulacağından, ne kadar uyuyacağına, nasıl yıkanması gerektiğinden neden kabız olduğuna ve tuvalet eğitimine kadar pek çok konu, kimi zaman önemsenmemesine ya da sağdan soldan duyulan yalan yanlış bilgilerle hareket edilmesine rağmen büyük önem taşıyor. Sevgili anneler ve babalar, bebeğinizi büyütürken birbirinize vereceğiniz sonsuz desteğin yanında, aklınıza takılan ve merak ettiğiniz her türlü ayrıntıyı doktorunuza danışmayı ihmal etmeyin. Çünkü canınızdan çok sevdiğiniz bebeğiniz her şeyin en iyisini hak ediyor

Devamını oku..

BAYRAMDA TATLIYA YÜKLENMEYİN

Yazar: admin | 22 Ocak 2013 | Kategori: Genel | Yorum Yok »







Bayramla birlikte normal beslenme düzenine geçiş zamanı geldi . Uzmanlar , bir aylık oruçtan sonra ağır yemeklerden kaçınılması gerektiğini vurguluyor . Uzmanlar , bayramda baklava yerine ayva tatlısını , şeker yerine de hurmanın tercih edilmesini tavsiye ediyor
Uzmanlar, Ramazan ayı ve oruç sonrasında , ağır yiyeceklerle sindirim sistemine fazla yüklenmemiz sonucunda kısa sürede reflü, mide yanması, aşırı gaz ve şişkinlik, çarpınt , halsizlik, gündüz uyku basması veya tersine gece uykunun kaçması, yüksek tansiyon, karın krampları gibi pek çok sorunla karşılaştığımızı belirtiyor.
Bir ay boyunca dinlenmeye alışmış bedeni, yavaş yavaş çalışmaya alıştırmanın sağlığımız açısından daha iyi olacağını söylüyor.SIVI KAYBINI MADENSUYU İLE GİDERİN
Uzmanlar Ramazan Bayramında dikkat edilmesi gerekenleri şöyle açıkladı: ” En önemli madde öncelikli olarak bol bol ılık veya sıcağa yakın su içmektir. Bununla birlikte su, en ucuz en doğal ve en iyi detoks yoludur. Ayrıca doğal maden suyu içmeniz de önemlidir. Maden suyu hem su gereksiniminizi karşılar hem de iyon ve mineral dengenizi sağlamaya yardımcı olur. Fazla tatlı yendiğinde yükselen kan şekerine bağlı olarak idrar atılımı da artar. Bu durum, sadece sıvı kaybına değil, beraberinde potasyum, sodyum, klor başta olmak üzere çeşitli minerallerin atılımını da beraberinde getirir.
Vücutta kas yorgunluğu, halsizlik, kramplar, düşük tansiyon gibi pek çok yakınma baş gösterebilir. İşte maden suyu bu iyon ve mineralleri de geri kazandırarak fazla tatlı yemenin oluşturduğu olumsuzluklann dengelenmesine yardımcı olur”REFLÜ HASTALARI DİKKAT
Özellikle reflü hastalığına sahip olan kişilerin beslenmelerine çok dikkat etmeleri gerektiğini belirten uzmanlar, “Bayramda baklava, börek, pastırma ve sucuk gibi gıdalardan kesinlikle kaçınılmasını, kola, sıkılmış portakal suyu, domates suyunu tüketmemesini, bunların yerine komposto tercih edilmesini, ayrıca aynı anda fazla miktarda alınan su, mide hacmini ve mide basıncını artırarak var reflüyü ağırlaştırır. Bu nedenle özellikle çok tatlı gıdalar tükettikten sonra aynı anda fazla miktarda su alınmamasını önerdi.BİR DİLİM BAKLAVA TAM 215 KALORİ
Bir dilim baklava üç ince dilim ekmek kadar 215 kalori içeriyor. 30 dakika koşar adım yürüyüşte ancak 150 kalori yakılıyor. Uzmanlar spor yapmadan üç günlük bayram boyunca, günde 2 porsiyon baklava yenildiğinde kesinlikle kilo alınacağını hatırlatıyor.GELEN HER MİSAFİRLE YEMEYİN
Şerbetli tatlı, çikolata gibi yiyecekler konusunda mutlaka ölçülü davranılması gerektiğini vurgulayan uzmanlar, ziyarete gelen misafirlerin her biri ile karşılıklı yemek yemekten ve şekerli içecekler tükekmekten kaçınılması uyarısında bulundu.

Devamını oku..
  • Kategoriler

Bildigim.com Sitemap - Tüm Hakları Saklıdır.