İMPARATORLUĞUN EN UZUN YÜZYILI

Yazar: admin | 23 Temmuz 2011 | Kategori: Tarih

İlber Ortaylı, İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı, İletişim Yayınları, İstanbul 2001

Geçmişle geleceği bir arada düşünmek ve tartışmak.

Aslında bu tartışma farklı açıdan ve farklı yollarla yapılsa

da her kişinin alışkanlığıdır. İmparatorluğun En Uzun

Yüzyılı, bu tartışmanın bir unsuru olarak 19. yüzyıl

için bir giriştir.”


Osmanlı tarihini inceleyen tarihçiler uzun bir süre İmparatorluğun görkemli dönemi yani 15.-17. yüzyıllarla yoğun bir biçimde ilgilenmişler, 19. yüzyıldaki modernleşmeye karşı bilimsel ilgi gecikmiş ve 1940’larda Tanzimat dönemi üzerine ilk araştırmalar Halil İnalcık, Ö. L. Barkan, C. Baysun, E. Z. Karal, R. Kaynar ve Ö. C. Sarç tarafından başlatılmıştır. Bununla birlikte özellikle Osmanlı İmparatorluğunun siyasal modernleşmesine ilgi uyanmamıştı. Bugün ise genç kuşaktan bir grup tarihçi Türkiye’de siyasal modernleşmenin, Türk demokrasisinin tarihini araştırmaktalar. Yakın gelecekte son yüzyılımızın tarihini aydınlatan araştırmaları yapanların sayısının artacağına kuşku yoktur.


Osmanlı tarihçiliğinin önde gelen isimlerinden olan İlber Ortaylı, özellikle Osmanlı modernleşme tarihine eğilmiştir. Doktora ve doçentlik çalışmalarını da bu alanda yapan yazar, 16. ve 19. yüzyılı ve Rusya tarihi ile ilgili makaleler yayınladı. Bu eserinden önce Türkiye İdare Tarihi, Osmanlı Kadısı, Osmanlı İmparatorluğu’nda Alman Nüfuzu, Gelenekten Geleceğe gibi deneme ve Studies on Ottoman Transformation gibi makale derlemesi ile İstanbul üzerine yazdığı makaleleri topladığı İstanbul’dan Sayfalar adlı kitapları yazmıştır.

Değerli ilim adamı İlber Ortaylı, İmparatorluğun ızdıraplı geçen modernleşme çağını ele aldığı bu eseri ilk olarak 1983 tarihinde yayınlanmış ve yoğun ilgi uyandıran eser o tarihten bu yana iki değişik yayınevi tarafından on baskı yapmıştır. Sanırım bu baskılar eserin önemini ve ele aldığı dönemi aydınlatması açısından değerli ve her tarihçi tarafından okunmasında faydalı olacağının bir göstergesidir. Yazar, eseri hazırlarken çok geniş bir eser topluluğundan faydalanmış ayrıca arşiv kaynaklarından da istifade etmiştir. Yazar, eseri Osmanlı modernleşme çağı ile ilgili “bazı yeni veya yeterince işlenmediğine” inandığı konulara eğilmek amacıyla ele aldığını belirtmektedir. Eser; giriş, yedi bölüm ve sonuç olmak üzere dokuz kısımdan oluşmaktadır.

Eserin giriş bölümünde yazar, “Osmanlı modernleşmesinin Tanzimat devri ile sınırlanamayacağı, daha eskiye uzanan bir olgu olduğunu belirtmektedir. Her toplumun zaman akışı içinde değişim geçirdiği, Osmanlı’nın doğuşu ve yükselişinin ise tarihin hızlandığı bir döneme tekabül ettiği, devletin klasik dönemi diye ifade edilen ilk dörtyüz yılda bile dil, kültür, din, idari, askeri ve mali yapıda değişimden söz etmektedir. Ayrıca Osmanlı modernleşmesinin sadece salt Osmanlı Türkiyesini değil, “diğer Müslüman toplumları da kapsadığını” ifade etmektedir. Osmanlı insanı 18. yüzyıldan beri, bir dil öğrenme ve tarih bilincinin uyanması yeni bir aydın kesimin oluşmasına ve bu aydınlar da “yaşadıkları zamanın, coğrafyanın” farkına varan zümre “tarihle bilinçli bir diyalog kurma ve çevresini değiştirme dönemine girecekti.”

“Türkiye’de tarihçi ve siyasal düşünceyi” uzunca bir süre meşgul eden “Batılılaşma” teriminin anlattığı veya nasıl algılanması gerektiğini belirten yazar, Tanzimatın Cumhuriyet’ten itibaren “siyasal atmosfere” göre yorumlandığını, her şeye rağmen de Tanzimat hareketinin Türkiye tarihinde çığır açan toplumu ileri götüren bir rol üstlendiğini ifade etmektedir. Bugünkü Türkiye’nin siyasal-sosyal kurumlarındaki sağlamlık ve zaafın bilinmesini, Osmanlı son döneminin iyi anlaşılmasıyla mümkün olacağı ve 19. asrın Osmanlı’nın en hareketli, sancılı, yorucu, uzun bir asrı olduğu anlatılmaktadır.

“Birinci Bölüm”, “Alemdar Sultan Mahmud ve Kavalalı” başlığını taşıyor. Müellif, bölümün başında “Rusçuk yanı Alemdar Mustafa Paşanın” reformcu padişah III. Selim’i tekrar tahta geçirmek için giriştiği faaliyetler, III. Selim’in öldürülmesiyle II. Mahmud’un tahta geçişi ve faaliyetlerinden bahsetmektedir. Batı Avrupa’nın tarihte sanayi devriminin öncüsü olduğu ve 18. yüzyılda ise Batı Avrupa’nın gelişimine ayak uydurmak isteyen toplumların “bilinçli ve uyarılmış” gelişmeye girdiklerini ifade eden Ortaylı, “Otaokratik Gelişme” dediği bu gelişmenin ilk örneğinin Rusya’da olduğunu belirtip, terimin 18-19. yüzyıl Rusya rejimini ifade için kullanıldığını ifade etmektedir. Eserde II. Mahmud dönemi yerine göre Avrupa ve Rusya ele alınarak girişilen reform hareketlerinin daha kolay anlaşılması sağlanmak isteniyor.

İkinci bölümün başlığı: “Osmanlı Uluslarının Yeniçağı”. Bu bölümde yazar, Osmanlı modernleşmesini hızlandıran sebeplerin başında ulusalcılık hareketlerinin olduğunu ve bu ulusalcılığın daha ilk zamanlardan itibaren Balkanlarda mevcut olduğunu, zamanla gelişip güçlendiğini ve sonunda da İmparatorluğun yıkımını hazırladığını belirtmektedir. Osmanlı Devleti’nin bir Balkan Devleti olduğuna işaret eden Ortaylı, Balkan ulusalcılığının gelişmesi ve Rusya’nın etkisi, Türk ulusalcılığını ele alıp, Bab-ı Ali’nin reformcu bürokratlarının, Osmanlı uluslarının yeniçağını yeterince ve doğru anlayamadıklarını ifade etmektedir.

Osmanlı Tarihinde Babıali Asrı” adını taşıyan üçüncü bölüm, 1839 yılı 3 Kasımının Osmanlı tarihinde yeni bir dönem açtığı, Hatt-ı Hümayunu okuyan gruba, Bab-ı Ali’nin asrının başladığını ve sadrazam ile etrafındaki bürokrat kadro yönetime egemen olduğuna değinerek, Bab-ı Ali’nin egemenliği bürokrasinin modernleştiği, güçlendiği, dolayısıyla Türkiye tarihinde modern merkeziyetçiliğin kurulduğu bir dönem olarak nitelendiriliyor. Tanzimat devrinin adamlarının özelliklerini belirten yazar, Gülhane Hatt-ı Hümayunu ile Islahat Fermanına değinerek esas amacın müslim arasındaki eşitliği sağlamak olduğunu belirtiyor.

“Dördüncü Bölüm”, “Aydın Mutlakiyet ve Merkeziyetçi Reformlar” başlığını taşıyor. Bu bölümde 18. yüzyıldan beri devletlerin merkeziyetçi bir dönüşüm geçirdikleri ve”merkeziyetçiliğin” niteliği ele alınıyor. Osmanlı’nın geleneksel devlet tipinden, modern merkeziyetçi devlet tipine geçiş süreci ve idareyi güçlendiren yeniliklerden bahsediyor.

“Beşinci Bölüm”;“Laik Hukuk ve Eğitim Gelişimi”, bu bölümde Osmanlı İmparatorluğu’nun modernleşme çağında laik, hukuk ve eğitim alanında yapılan faaliyetler ve modern bir seviyeye ulaşmak için harcanan çabalar ele alınarak sonuçlarına ilişkin değerlendirmeler yapılıyor. Tanzimatla başlayan uygulamanın laikliğe doğru bir gidiş olduğunu bununda beraberinde çelişki ve karışıklık getirdiği belirtiliyor.

Reformcuların Çıkmazı” başlığını taşıyan altıncı bölümde sanayii, tarım ve ticaret alanındaki yenilikler ve modern seviyeye ulaştırmak için yapılan faaliyetler anlatılıyor. Devletin zengin maden yataklarına sahip olduğu ve madencilikte yapılan yeni düzenlemelerden bahsediliyor. 1854’te ilk dış borçlanma ve bunun neticesinde Duyun-u Umumiye alacaklarının tahsili için tarım gelirlerine el konmasının ülkede bir anlamda tarıma ket vurduğu anlatılıyor. Osmanlı’nın Tanzimat dönemi ticaret ve bankacılık faaliyetlerine değinen yazar, 19. yüzyıl dünyasının gerektirdiği siyasi ve idari yapıyı kurmak için çabalayan reformcular, çağlarına uygun olamayan bir iktisadi yapı devraldıkları, başka deyişle, dünya görüşleri uygarlık anlayışları ve devlet gelenekleri arasındaki çelişkili yol iktisadi engelleri aşamamasından dolayı bunun Osmanlı modernleşmesinin çıkmazı olduğunu belirtiyor.

Eserin son bölümü “Tanzimat Adamı ve Tanzimat Toplumu” başlığını taşıyor. Bölümün başında Tanzimatçı yöneticilere değinen yazar, “onlara çok taşlar atılmıştır ve onlar da bu taşları bir devri inşa etmek için kullanmışlardır” demektedir. Tanzimatçıların özellikleri ve bu toplumu oluşturan insanların değişik fikirlere sahip olsalar da birbirine benzeyen kişilerden oluştuğu, “Mustafa Reşit Paşanın” Tanzimatın ilanındaki rolü ve Tanzimatçı bürokratların ilişkileri ile birbirlerine bakışları örneklerle anlatılmaktadır.

Avusturya, Rusya ve Macar- Polonya mültecilerine değinen yazar, Osmanlı toplumunun yeni hayat tarzındaki gelişmeler, kadının toplum içindeki statüsünün gelişine değiniyor. Tanzimat aydınının Dünya tarihiyle ilgilenmeye başladığı, ayrıca bu aydınların ansiklopediysen olma isteğinde oldukları belirtiliyor.

“Sonuç” kısmının başında Takvim-i Vekayi’nin 6 Şubat 1866 tarihli nüshasının Paris’te kurulan bir fesat cemiyetine değindiği bu fesatçıların Genç Osmanlılar olduğu belirtiliyor. Osmanlı Devleti’nde yönetime karşı darbe girişimlerine de değinen yazar, Genç Osmanlı grubuna değiniyor ve Avrupa’nın ihtiyar imparatorluğa yeni bir ruh ve hayat vermek isteyen bu grupları “Jeune Turc” diye nitelediğini, köhneyen monarşilere karşı ayaklanan, direnen bütün ülkelerin muhaliflerinin de bu isimle anıldığını belirtiyor. Varlığını sürdürmek isteyen Osmanlı aydınını geleneğini ve ortamını farklı anlayışla da olsa değerlendirdiği ve eleştirmeye başladığı, yapılan yeniliklerin tartışıldığı hem de bu tartışmanın basın ve yayınla yapıldığı anlatılıyor. Yazar, meşrutiyete geçişin bir ihtilalle değil yönetici grubun içinde bir başka grubun başkaldırmasıyla gerçekleştiğini, Yeni Osmanlıların ortaya çıkışı ve fikirlerine değiniyor. İlk kuşak Osmanlı modernleşme aydını ve Genç Türkleri ele alan yazar, Yeni Osmanlıların toplumda yeni bir arayışı başlatan aydınlar olduğunu belirtiyor. “Tanzimat dönemi XI. yüzyıldan beri Batı ile ilişkide olan, çarpışan bir toplumun, iktisadi, sınai Batı uygarlığı karşısındaki bir direnişi” olduğu “uzun ve sancılı” bir dönemin sürdüğünü belirten Ortaylı, son olarak ta hüküm vermek tarihçi için zordur, çünkü Tanzimat devri tarihinin geniş coğrafya üzerindeki kavimlerin tarihidir, kapanmış bir bilinç değil, dramatik gelişmelerle halen yaşayan bir tarihtir, diyor.

Osmanlı Devleti’nin yenileşme tarihinin ele alındığı bu eser, 19. yüzyıl Osmanlı devletinin ızdıraplı ve buhranlı geçen bir asrının siyasi, sosyal ve iktisadi çıkmazını ve yapılan reform hareketlerinin öncesi ve sonrası ile ele alınıp incelendiği örnek bir yapıt. İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı, herkes tarafından okunup Osmanlı modernleşme çağına ilişkin yeni bilgiler edineceği faydalı bir eserdir.

Talha GÖNÜLALAN ve İLHAN KARA

Yorum Yap

  • Kategoriler

msn aç Spartacus 3. Sezon Vengeance izle

Bildigim.com Sitemap - Tüm Hakları Saklıdır.