Çaldıran Savaşı

Yazar: admin | 29 Temmuz 2011 | Kategori: Tarih
Etiketler: ,

Ahmet Refik’in Osmanlı Zaferleri isimli eserinin Çaldıran Savaşı bölümünden özettir. Savaşın sebepleri, gelişimi, sonuçları hakkında bilgiler yer almaktadır

I. Sultan Selim, Osmanlı tahtına çıktığı zaman Osmanlı Devleti’nin ikbal yıldızı bütün gökyüzünü aydınlatmaya başlamıştı. Bütün hükümdarlar padişaha elçiler gönderiyorlardı. Doğunun ve batının bütün hükümdarları Sultan Selim’in tahta çıkışını tebrik için yarışırken Şah İsmail’in bir elçi göndermemesi, Selim gibi bütün dünyayı kendine dar gören bir hükümdarı sinirlendirmişti.

Şah İsmail’in tek amacı Osmanlı topraklarına fesat tohumu saçmaktı. O, Şii mezhebini yayarak kendi devletinin bekasını düşünüyordu. Nitekim Osmanlı’da Şii mezhebine girenlerin sayısı günden güne çoğalmaya başlamıştı. Hatta ordunun ileri gelenlerinden bazıları Şia hareketine katılmışlardı.

Sultan Selim’in tek amacı ise yüzyıllardan beri İranlılarla Osmanlılar arasında şiddetli bir nefretin ortaya çıkmasına sebep olan bu mezhep çekişmelerini ortadan kaldırmaktı. Şehzadeliğinden beri kafasını bu problem meşgul etmekteydi. Bunun sonucunda İranlılarla savaş yapmayı kesinlikle kafasına koyan Hazreti padişah, Osmanlı topraklarında Şii olanların öğrenilmesini istedi. Yapılan araştırmalarda bunların kırk bin kadar olduğu anlaşıldı. Hazreti padişah bunların hakkında gerekli tedbiri uyguladıktan sonra kahramanlığını İran sınırlarında tecrübe etmek için harekete geçti. Edirne’de toplanan harp meclisinde de savaş kararı kabul edildi. Ardından seferberlik emri bütün komutanlara iletildi. Ordunun bütün hazırlıkları üç gün içinde büyük bir süratle tamamlandı. Üç gün sonra Hazreti padişah, Edirne’den hareket etti.

Bütün icraatını dini emirlere dayanarak yapan Hazreti padişah, İstanbul’a vardığında askerlerine istirahat izni verirken kendi komutanlarıyla birlikte Eyüp Sultan hazretlerini ziyaret etti. Bundan sonra Anadolu’ya geçen Osmanlı ordusu Sivas’a geldiğinde 140.000 kişiden oluşmaktaydı. Sultan Selim bölgenin durumunu ve özelliklerini bildiği için Kayseri’de 40.000 kişilik bir kuvvet bıraktı. Yolculuk sırasında özellikle yiyecek sıkıntısı çeken ordu bunları aştıktan sonra Yassıçemen’e geldi ve karargah kurdu. Buraya gelene kadar Hazreti padişah, Şah İsmail’e üç defa mektup gönderdi. Ordu karargah kurduğunda bir İranlı üçüncü mektuba yazılan cevabı getirdi. Buna çok sinirlendiği belli olan Hazreti padişah, hazırlıklarını artırdı. Daha sonra ordu Çermik, Eskitepe ve oradan da Uzun Hasan’ın yenilgisiyle üne kavuşan Tercan Ovası’na ulaştı. Bu sıralarda ordu ise aylarca devam eden yürüyüşten bizar olmuştu. Özellikle yürüyüşün Tebriz’e kadar süreceği söylentileri askerlerde isteksizlik, komutanlarda da tereddüt meydana getirdi.

Askerlerin bu durumunu gören Sultan Selim, bundan duyduğu üzüntüyü büyük bir hazımla içine gömmeye çalıştı. Askerlerini bir nutuk ile yola getirmek istedi. Bakışlarındaki şiddet, etrafına toplanan askerleri hemen itaat dairesine çekmeye başladı. Hazreti padişah, elini sağ dizine dayayarak askerlere şöyle dedi: “Asker kıyafetli korkaklar! Maiyyetimde cesaret ve kahramanlık gösterisinde bulunmak isterken şimdi böyle yapmaya mı kalkıştınız? Çoluğunu-çocuğunu, karısının kucağını savaş meydanına tercih edenler geri dönsünler. Ben buraya geri dönmek için gelmedim. Siz savaşa gitmezseniz, ben yalnız başıma giderim!”

Bunun üzerine ister istemez bu sözlerin etkisine kapılan askerlere padişah, kesin bir emir verdi ve askerler Tebriz ovalarına doğru hareket etmeye başladı. Sultan Selim, Şah İsmail’in savunma harekatını tercih edeceğini düşünmüştü. Bu durum yorgun Osmanlı ordusunun aleyhine olabilirdi. Fakat Şah İsmail’in ileri doğru hareket ettiğini bildirmesi Hazreti padişahı çok sevindirdi. Şah İsmail’in yaptığı bu hatayı bir zaferle cezalandırmak istedi. Ordu tekrar harekete geçince bir güneş tutulması oldu. Müneccimler bunu bir hayır kabul ettiler. Çünkü İranlılar çok eskiden beri güneşe perestiş ediyorlardı.

Osmanlı ordusu Çaldıran vadisine yaklaşınca Sultan Selim, bir harp meclisi topladı ve burada düşmanı görünce saldırılmasına karar verildi. Sabahleyin fecrin ilk ışıkları Çaldıran Ovasını pembe bir renge bürüdüğü zaman, Osmanlı süvarileri vadiye doğru inmeye başlamışlardı. Bunu gören Şah İsmail ise, Osmanlıların vadide savaşmayı göze alamayacaklarına kanaat getirdi.

Fakat Osmanlı ordusu bir anda müthiş bir duman ve yoğun bir toz altında vadiye inmeye başladı. Osmanlı piyadeleri bu toz ve duman bulutlarının arasından bir zafer şimşeği gibi meydana çıktılar. Şah İsmail, ordusunun yanına dönerek savaş düzeni almaya başladı. İki ordu birbirinin karşısında savaş düzeni aldıktan sonra beklemeye koyuldular. Osmanlı ordusu 80.000’isüvari olmak üzere 120.000 kişiden oluşmaktaydı. Şah İsmail’in ordusu da Osmanlı ordusuna denk idi. Aynı düzen ve disiplin bu orduda da göze çarpıyordu. Fakat orduda piyade mevcudu nispeten az idi.

Kuşluk vaktinde başlayan savaş, Osmanlıların sürekli hücumlarıyla akşama kadar devam etti. Savaşta iki tarafta büyük kayıp verdi. Sultan Selim’in ordusundan on dört sancak beyi şehit oldu. Şah İsmail’in ordusundan da dokuz han öldü. Şah İsmail ise, gecenin karanlığından yararlanarak firar etti. Ertesi sabah Tebriz’e geldiğinde kurtulduğu için şükretti. Yine aynı saatlerde Sultan Selim Han, yıllardan beri zihnini meşgul eden bir meseleyi kılıcıyla birkaç saatte halletmenin vermiş olduğu bir rahatlığa kavuşmuş ve sonuçta parlak bir zafer kazanmıştı.

Çaldıran seferi Osmanlı harp usulünde büyük bir yenilik yapmış, ayrıca topçuluk ve süvarilik açısından da önem arz etmiştir. Nitekim bu savaşta Hazreti padişah, tamamen kendi buluşu olarak ordunun ilerisinde bağımsız süvari birlikleri istihdam etmiştir. Ayrıca Yavuz Sultan Selim, susuz ve yiyeceği kıt bir arazide zaferi kazanan bir hünkar olarak da tarihe geçmiştir….

Ahmet Refik’in Osmanlı Zaferleri isimli eserinin Çaldıran Savaşı bölümünden özettir. Savaşın sebepleri, gelişimi, sonuçları hakkında bilgiler yer almaktadır. Tarihçi Talha Gönülalan tarafından özetlendirilmiştir. www.bildigim.com

“Çaldıran Savaşı” yazısı için 2 Yorum

Kemal

Vijdanlari yalanla,iftirayla tuzlanmis. Gözleri ve kalpleri Mühürlü ler gercegi saptirir ve Allahi kandiramasada Kullari ni yanlis bilgiledirirler.
1) Osmanli Ordusu Üsküdarda yola ciktiginda 12 bin Cakmakli Tüfekci ve 500 Top olmak üzeri 200 bin askerden olusmaktandadir.Buna Anadolu,Karaman Beylerbeyliklerinin katilan askerleri dahil degildir. ( Osmanli Kaynaklari)
2) Sivasa kadar Bozok ve Dülkadir Ülkesindeki Türkmen oymak ve Kizilbas 40-100 bin insani kilictan gecirir ve Malini talan ederek gelir.Haci bektas Tekkesine ugramadan bazi Kizilbas tekkelerinitarafina cekmek icin 100 binlerce akce-altin dagitir.
Haci bektas Postnisini balim sultan Yenicwerilerin korkusundan ev hapsinde ve gözetimdedir.
3) Osmanli ordusu Mevcudunun 40 binini Sivasda ihtiyat olarak birakarak yola devam eder ( Yani en az 200bin asker)
4) Osmanli ordsu 200 yillik bir gecmisle egitimli ve düzenli ,savas deneyimi olan bir ordudur.
5) sahin ordusu Müritlerinden olusan kizilbas 10 yil icinde bir imparatorluk kurmus ve atesli silahlari olmayan bir Süvari ordusudur ve mevcudu Osmanli kaynaklarina göre 40 bin kisi den azdir.
6)Osmanli Devlet yönetimi Kardeslerini katlederek,besikteki sabileri bile bogduran .Babasini tahtan idirip onu zehirleten vahsi,sinsi,ihaneti marifet bilen yavuz luk sifatini acimasiz,zalim ve katliamlari ile alip sonradan Osmanli yalakalrinca kahtraman cesur mansina cekilmek istenen Selim ve devsirme yobaz sünni kademenin elindedir.
7)Sah ismail yigitlik onuruna yakistiramadigindan yolda osmanliya baskin ,gerilla taktikleri ile yipratici eylemler yapmamistir.Ordusunun önemli bir bölümü karabagda savastadir.Caldiran tepelerinde beliren yorgun osmanliya baskin yapmayi dahi onuruna yakistiramamistir.
8 ) Sinsi,zalim,ürkek,Selim Karargahini tabur tabur askerlerle sardirmis. korkusuna engel olamamis bütün develeri ,arabalari.Kagnilari zincirlerle Toplarida icine alacak sekilde cakmakli Tüfekli birliklerle cevrelemistir.Savasin sonuna kadarda bu korku kalesinden burnunu disari cikarammaistir.
9) Sah savasa bizzat girmis ve Osmanli komutanlarindan Molkocoglunuda olmak üzeri bircok Düsman askerini Kafadan ata kadar ikiye bölmüs,Yavuz olarak anilan korkak selimi teketek dövüse davet ederek “gel asagi ürkek selim “diye cagirmistir.
Selim korkudan gözleri faltasi sahin yalin kilic toplara saldirip onu baglayan zincirleri kilic vuruslari ile koparmasindan ve Bir top yarmasindan ürkmüstür.
Sonuc olarak Delikli demir ve sayisal cogunluk kazanmistir ve SAHI MAHIYETI KENDI CANLARINI VEREREK KACIRMISLARDIR:
Kazanan nin herzaman kahraman olmadigini biliyoruz.
Ne denir? Alici kuslarin ömrü az olur!
Osmanli gibi Kadinina önem vermeyen ,Nikah kiymayan Cocuklarinin tümünün nikahsiz dogdugu bir hanedanin ,sahin esir düsen karisina kieli kilicla er kisi gibi savastigini osmanli kaynaklari yazar yaptigi asagilik harekat sahi onur ve gururundan vurmus ve o utancla birdaha savas meydanina cikmayi kendisine yedirememistir.
Selim bu ahlaksizligi esir düsen Kizilbas askerlerin savunmasiz olmalarina aldirmadan kafalarini ucurarakta göstermistir.( Kur an bu konuda ne hükm eder?)
Ayni Ahlaksizligi Kandirarak telim aldigi Misir Nemluklu sultaninada yapip onu sonradan Idam ettirmistir.
Nerede o Yavuz kahraman selim?Ahlaksiz Ürkek Baba , kardes ve Bebek katilleri ne zamandan beri kahraman ve Cesur ilan ediliyorlar?

9 Aralık 2011 saat 18:45 | #1494
Orxan

Salam. Birincisi mən də türkəm, Azərbaycanlıyam. Səfvlərinizi düzəldirəm:
1). Çaldıran döyüşü Avropa diplomatiyasının qələbəsidir-iki türk dövlətinin arası vurulub və zəiflədilib.
2).Çaldıran döyüşündə Osmanlılar top, tüfəng gücünə qələbə qazandılar. Səfəvi ordusunda isə 1 dənə də odlu silah olmamışdır. Bunu bilən Səfəvi sərkərdələri döyüşdən əvvəl Şah İsmayıla axşam hücum etməyi məsləhət görmüşlər. Lakin Şah İsmayıl bunu rədd edərək demişdir: “Mən karvanbasan quldur deyiləm!”
3). Səfəvilər İran deyil, TÜRK imperiyası olub. Şah İsmayıl Xətai də türk olub!
4).Sultan Səlimin təhqiramiz farsca yazdığı məktublara türkcə cavab yazan İsmayıl məsələni sülh ilə həll etməyə cəhd etsə də bu alınmadı.
5).Şah İsmayıl Xətai bahadır olmuşdur və Çaldıran savaşında Osmanlıların məşhur pəhləvan döyüşçüsü Əli bəy Məlküq oğlunu təkbətək döyüşdə məğlub etmişdir. Şah İsmayıl qılıncla ona elə bir zərbə endirir ki, dəbilqəsi və başı iki yerə paralanır. İsmayılın qılıncı Əli bəyin sinəsinə qədər işləyir. Döyüş ərzində Şah İsmayıl 7 dəfə at dəyişmişdir. Şah İsmayıl döyüş zamanı bir Osmanlı topunun lüləsini qılınc zərbəsi ilə 2 hissəyə bölür. Həmin top indi Parisdə Luvr muzeyində saxlanılır. Döyüşdən sonra Sultan Səlim həmin qılıncı Şah İsmayıldan istəyir, Şah İsmayıl qılıncı göndırir ona. Saray əyanları qarşısında Sultan Süleyman topa zərbə endirir, lakin onun lüləsini cıza belə bilmir. Şaha məktub yazan Sultan bildirir: “Həmin qılıncı göndərməmisən”. Şah İsmayıl cavab məktubunda yazır: “Qılınc həmin qələncdı, bilək həmin bilək deyil”
6). Dediyim kimi, bu savaş Avropa diplomatiyasının qələbəsi idi.Sonralar isə,Sultan səlim avropalılarla döyüşlərdə xeyli zəifləyir,və bunu Şah İsmayılın vəzirləri gördükdə şaha təkid edirlər ki,sultan səlimə hücum cəkib Caldıran döyüşünün əvəzin cıxsınlar.
Amma Şah İsmayıl bu təklifdən imtina edir,cünki O,öz şəxsiyyətinə bunu sığışdırmırdı.
Şah İsmayıl kimi igid, təmkinli və şəxsiyyətli şah olmayıb ümumiyyətlə. Biz hamımız türkük, tariximizi təhrif edib bele yazılar yazmaq yaraşmaz sizə. Ən azından eyni dildə danışırıq!

27 Mart 2012 saat 14:10 | #8202

Yorum Yap

  • Kategoriler

msn aç Spartacus 3. Sezon Vengeance izle

Bildigim.com Sitemap - Tüm Hakları Saklıdır.